4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

BELGESEL BİLGİSEL FARKI

İçinde, her reel görüntü geçen filme belgesel deme alışkanlığımız var. Oysa belgesel, sinemanın bir türü olup, National Geographic’de seyrettiğimiz “bilgisel”lerden çok farklıdır. Ünlü deneysel film “Baraka” filmine de öteden beri belgesel deniyor. Ron Fricke’in çektiği, gerçek görüntülerden oluşan filmlere külliyen belgesel deniyor. “Koyaanisqatsi” bunlar içinde en ünlüleri. Bu hafta TRT 2’de izlediğimiz “The Bear”ı bile belgesel sananlar var.

Belgesel filmin dokümanter özelliği olması gerekir. Arşivlenir, gerektiğinde kaynak olarak başvurulabilmelidir. Sağlam danışman ve kaynaklarla eserinizin kalıcı ve referans olması sorunsalını aşabilirsiniz.

Belgeselcilerimiz filmlerine genellikle çekim aşamasından başlıyor, “hele bir çekelim de, senaryosunu sonra düşünürüz” diyorlar. Bu büyük hata! Ama akademik bir arka plan da her şey değil yönetmenin özgün yaklaşımı da olmalıdır. Yani konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmak yetmez, görüş sahibi de olmalısınız. Dikkat; özgün bakış açısı demek gerçekleri çarpıtmak demek de değildir!

Canlandırmayla özgünlüğü sağlayabilirsiniz, röportajlarınızda aldığınız yanıtları dizayn ederek de. (Kimisi metin kullanır, kimisi doğal anlatıcılar. Ben doğal anlatıcılardan yanayım.)

Okulu bitirme filmimi örnek vereyim: Bu örnekte dramatizasyon var. Zeytinciliği anlatmak istemiştim, zeytinciliği bir ansiklopediden aktarır gibi aktarmak filmimi bilgisel yapardı. Ya peki ben, ona nasıl özgün bir bakış açısı kazandırabilirdim?

İki genç kızın mektuplaşmaları filmimin metnini oluşturdu. Biri İstanbul’da yaşayan engelli bir kızdı. Diğeri Çanakkaleliydi. Film engelli kızın diğerine, “bana oraları anlat” demesiyle başladı.

İşte size özgün bakış açısı… ve ben mezun oldum! 😃

Bir konuyu anlatırken önünüze bin tane yan yol çıkar. Bilgi ummandır, sonu yoktur. Sizin kendinize, “ben zeytinciliğin sorunlarını anlatacağım…” gibi bir tane ana yol belirlemeniz gerekir. Mitoloji, çevre sorunları, zeytincilikteki çeşitli tekniklere vb. dalarsanız kaybolur gidersiniz!

Bir gazeteci kadar objektif olmalısınız ama siz sadece nakleden değilsiniz, estetik kaygılarınız da olmalı. Doğruluk yanında sinemanın estetik değerlerini, sinematografiyi de kollarsanız yaptığınız işe “sanat” yani “belgesel” denebilir.

Sitemder Atölyesi tarafından hazırlanan Mihrimah Sultanın hayatını anlattığımız belgesele bakarsak, orada da hem canlandırmaya hem de dramatizasyona başvurduğumuzu görürsünüz. Bize sipariş veren Mihrimah Sultan Tıp Merkezi’nin sahibi Dr. Ahmet Özdemir sonuçtan memnun kalmıştı. Filmin hem belgesel niteliği olmasını hem de tanıtım filmi gibi olmasını istemişti.

Kendimi anlattığım “Defne Ilgaz Kimdir?” adlı yapım sizce belgesel midir?

Hayır değil. Başvurulan bir kaynak, bir dokümanter olarak kullanılabilir. Ama genel algı, genel terminoloji nedeniyle böyle adlandırıldı.

Tekrar belirtmeliyim, belgesel bir sinema türü olarak görülmelidir.

Böylece sizlere, festivallerin belgesel bölümlerinde yarışan filmlerde jürinin aradığı özelliklerin de çerçevesini çizmiş oldum.

The following two tabs change content below.

Defne ILGAZ

Sanatçı-Akademisyen at Defne Ilgaz
Lisansını ve yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi/Enstitüsü Sinema TV bölümünde yaptı. İki yazarın kızıdır. Aynı zamanda müzisyendir. Albümleri ve coverlerı var. İki çocuk annesi. Doğduğu ve büyüdüğü İstanbul'dan taşınarak yaşantısını sonuncu il Düzce'de sürdürmekte, bağımsız sanat adına çalışmalarına orada devam etmektedir. Daha fazla bilgi için www.defneilgaz.com.tr kişisel web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Latest posts by Defne ILGAZ (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….