PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

13 Haziran 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Yeni bir haftayla sizleri selamlıyorum. Baharın artık tam anlamıyla hüküm sürdüğü günler geçiyoruz. Başakların yeşerdiği içimizi hafiften üşüten rüzgârların olduğu güzel bir haftayı geride bıraktık. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101. Yılını kutladık. Yine bu sene boynumuz büküktü ecdadımıza karşı. Ben çocukken bayramlarımız büyük bir coşkuyla kutlanırdı. Ancak şu son iki yıldır dünyadan gitmeye bir türlü niyeti olmayan virüs, bizleri evlerde kutlamaya zorladı.

Bugün annem ve kardeşimle beraber dışarıya çıktık. Annemle marketin önüne dizilmiş olan sümbülleri görünce dayanamadık hemen içlerinden birisini aldık. Annem sümbüllerin kokusunu çok sever. Sokakta yürürken en çok hayvanların durumu dikkatimi çekiyor. Bu bölge de -çok şükür- hayvanlara o kadar güzel davranıyorlar ki…Yemeklerini ve sularını asla ihmal etmiyorlar. Sokaktaki hayvandan korkmuyorlar, tiksinmiyorlar onları büyük bir sevgiyle seviyorlar. Hatta çoğunun adı bile var. Adlarıyla çağırdığımızda geliyorlar kendilerini sevdiriyorlar. Daha önce yaşamış olduğum bazı yerlerde hayvanlara taş atarlardı. Hatırlıyorum da mesela Düzce’de zavallı köpeklerin kemikleri sayılıyordu. Elimizden geldiğince birkaç arkadaşımla onlara yiyecek veriyorduk. Çoğu hasta olmuştu, acaba şimdi nasıllar? Umarım karşılarına hayvan dostu olan çok fazla insan çıkmıştır. Sizlere geçen haftalarda bir çilek tezgahının önünden bir fotoğraf paylaşıyorum.

Şu görüntüye bakar mısınız? Pazar boyunca bu kedicik gönlünce hiçbirimizden korkmadan orada uzandı. Hayvanların huzurla yaşadığı bir dünyayı yavaş yavaş oluşturmaya başladık galiba. Ne mutlu biz insanoğluna! Geçtiğimiz haftayı şiir kitaplarının arasında kaybolarak geçirdim. Dizelerin arasında derin derin düşünmek güzel bir şey doğrusu. Herkesten uzak bir başak tarlasının ortasında buldum kendimi. Ellerimde mosmor baharı müjdeleyen çiçekler, saçlarımın arasında bir kuş gibi süzülen rüzgâr ve kafamı kaldırdığımda sonsuzluğu çağrıştıran bir mavi ele geçirdi tüm benliğimi.

Şiir kitaplarımdan birisi bana eşlik etti. Birlikte maviyi, buğday tarlasını ve rüzgârı hissettik. Sanki şair bu sayfalarda bu havayı duyumsayıp yazmış gibiydi.

Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk

  hiçbir yere gitmiyor” dizesi yarısıdır çocukluğun,

yarısı çocuk olan biri söyleyebilir bunu ancak

galiba az çok böyle bir şey şiir yazmak

yarısı sözcüklerin uçurtmasını uçurmak

yarısı uçurtmanın kuyruğuna yenilerini takmak

yeni… de ne, sözcükler mi yalnızca

yeni bulutlar ki nereye giderlerse gitsinler

her yer onlarla gökyüzü olur hepyeni bir gök olur

ama çocukluk gibi işte hep şuramızda durur

şuramız deyip geçmeyin şuramızdır şunca’azdır

şiir zaten, ne olacak ki hem çocukluktan güzel

şiir mi var, yok, nerden mi biliyorum yine

şiirden yine çocukluktan yine kendimden de

bilseydim keşke, yarısı çocuk olmaya çalışıyorum

şiir yaz, âşık ol, çocuk yap, dünyayı gez hep hepsinde de

insan çocukluğuna yetişmeye çalışıyor işte

hem de o hiçbir yere gitmemiş olan çocukluğuna

o zaman yavaş diyor insan kendine dur biraz

sen eski bir şehirli eski çocuksun gökyüzü

bu çocukluk nerede var, duyuyorum, duruyorum,

çünkü insan ancak durursa yetişebilir çocukluğuna

biraz da siz büyüyün öyleyse ben bir yere gitmiyorum!

*Edip Cansever’in dizesi.

– Haydar Ergülen, Sen Güneş Kokuyorsun Daha, Eski Çocuk s. 22.

Belki de bir ömür çocukluğumuz her aşamamızda karşımıza çıkacaktır, kim bilir? İçinizdeki çocuk daima saf ve iyi niyetli haliyle kalsın. Yeni haftanız bahar kadar muazzam geçsin.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)