PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

13 Haziran 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

BAHAR ÇİÇEKLERİNİN BÜYÜSÜNDEN ÖMÜR HANIM’A

Yoğun geçen bir hafta sonundan sonra yeniden merhaba sevgili okurlarım. Güzel Muğla’nın dört bir yanında çiçekler açtı. Portakal ağaçlarının yarısı portakal yarısı yeni açmış çiçek dolu. Baharı yaşamaya başladık diyebilirim. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim halen hava tam anlamıyla ısınmadı.

Doğayla iç içe bir cumartesi günü geçirdim. Kulağıma hoş gelen şarkılar dinledim. (Sizler için de birisini yukarıya bırakıyorum.) Minik bir kuzu sevdim. Yumuşacık tüyleriyle yanımda duruyordu. Varlığımdan rahatsızlık duymamıştı. Etrafta özgürce koşuşan yavru keçileri seyrettim. Onları ne yazık ki sevemedim çünkü gerçekten yakalayıp sevmesi oldukça zor hayvanlar. Yeşil ve mavinin eşsiz uyumu beni oldukça rahatlattı. Tüm yoğunluğumdan arındığımı hissettim.

Sizlerle bu hafta yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum. Kabuk Dergisi’nin düzenlediği bir söyleşiye katıldım. Şiirlerinin çoğunda gözlerimin dolduğu çok sevdiğim şairlerden birisiyle tanışma fırsatı buldum. Sizlere zaman zaman şiir kitaplarını önermiştim. “Acaba kim olabilir?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Öyleyse sizleri daha fazla merakta bırakmadan söylemeliyim, o şair Şükrü Erbaş’tı.

Şükrü Bey ile söyleşiye katılmadan önce onun insanlara duyguları çok güzel geçirdiğini düşünüyordum. Yanlış bir tahminde bulunmadığımı görünce çok mutlu oldum. O kadar naif, o kadar sağduyulu bir şair ki… İnsan bıkmadan, usanmadan saatlerce bu güzel insanı dinleyebilir. Eşine çok düşkün olduğunu önceden biliyordum ama eşiyle ilgili soruları yanıtlarken gözlerinde yakaladığım ifade onu ne kadar derinden sevdiğinin bir kanıtıydı. Hatice Hanım’ı anlatırken gözleri dolmuştu. – beraberinde benim de doldu itiraf ediyorum- Eşiyle geçirdiği her zamandan memnun olan bu naif şair birlikte geçiremedikleri zamanlar için içinde büyük bir pişmanlık taşıyor gibiydi. Aşkın bir gün biteceğini düşünenlerden birisi de ben olabilirim. Ama aşkın yerini yaşanmışlıklara, saygıya ve gönülden bir sevgiye bıraktığını düşünüyorum. Şükrü Erbaş ve Hatice Erbaş çiftinin aralarında oluşan bu kuvvetli bağı buna örnek gösterebiliriz. Birbirlerini incitmeyen gönülden seven insanlara hayranım. Ne yazık ki günümüzde ne aşk ne sevgi ne de saygı kaldı. Her güne bir kadın cinayetiyle uyanıyoruz. İnsan olamamış bazı erkekler kendisine emanet olarak gönderilen kadınları bırakın dışarıdaki tehditlerden korumayı kendilerinden koruyamıyorlar. Sonunda perişan olan aileler ve -varsa- arkalarında bıraktıkları çocuklar oluyor.

Şükrü Erbaş’ın en çok Ömür Hanım’dan bahsetmesini istiyordum ki moderatör Kubilay Özer, bizler için sordu. Kimdi bu Ömür Hanım? Şiirlerine konu olan, duyguları yoğun bir şekilde hissettiren bu kişi kimdi? Ömür Hanım hayali oluşturulan bir karaktermiş. Biliyorsunuz çoğu şair böyle tasavvurlar yaparlar. Ancak Şükrü Bey kendi iç sesini böyle naif bir hanıma dönüştürmüş. Şiirini yazdıktan sonra bir beğenmiş bir beğenmemiş. Böylece yıllar yılları kovalamış ve şiirini yazdıktan on sene sonra yayımlamış. O çok beğendiğim Ömür Hanım’ın hep sevgili eşi Hatice Hanım olduğunu düşünüyordum. Aslına bakarsanız pek de yanılmamışım. Şükrü Bey, Ömür Hanım’ın belli bir süre sonra Hatice Hanım olduğunu söyledi. Birbirlerinin aynası olan ruhlar bu naif karakterde birleşmiş. Kesinlikle bu, sevginin en büyük kanıtlarından birisi. Öyleyse sizlere Şükrü Erbaş’ın kitaplarından birisini daha önermemin zamanı geldi diye düşünüyorum.

Okurken beğeneceğinizi düşündüğüm kitaplardan birisi. Eğer sizlerde şiirlerin altında yatan duygu yoğunluğunu hissetmeyi seviyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Dolu dolu bir söyleşi geçirdim. İnanın hiç bitmesin istedim. Bu söyleşiye katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum.

”  Ömür Hanım…

Gelmiyorsun, gitmiyorsun

Sesin yok, yüzün yok

Canımın ilmekleri arasında bir ishak kuşu

Sabahlar, çiy düşmüş uykusuzluk

Akşamlar, gözyaşı lambalarından bir sokak.

Uzağın yok, yakının yok

Bir senden yapılmış odalarda

Seni seviyorum.

Ey sözüme merhametler bağışlayan kadın

Hatıran bütün pencerelerin baktığı yol

Hatıran insan olmanın sonsuz harfleri.

 

Dünya bitti, diyecek bir gün zamanın sahibi

Gövdem bir yaşama acısı, geleceğim yanına

Taşa, toprağa, ota, böceğe

Karışa dönüşe yeniden başlayacağız hayata.

 

18 Mart- 15 Eylül

–  Şükrü ERBAŞ, Kuş Uçar Kanat Ağlar, s. 51. ”

Sevgili okurlarım yeni haftanız bahar çiçeklerinin kokusu kadar güzel ve göz kamaştırıcı geçsin. Mutlu haftalar.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)