15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Uzun bir zamanın arından birkaç gün önce memleketimize geldik. Bugün dedemin babasından kalma bahçe evine gittik. Kayısı ağaçları hep kurumuş, üzerinde hiç meyvesi kalmamıştı. Ağaçları o halde görünce çok üzüldüm. Muhtemelen kayısılardan anlamışsınızdır, evet Malatya’dayım.

Annem ve babam bize geçmişte bahçenin nasıl olduğunu anlattılar. Babam da bir memur çocuğu olduğu için burada fazla yaşamamış, bu nedenle memleketimizi en iyi annem biliyor.

Bugün hava oldukça güneşliydi. Bu fırsatı değerlendirip kardeşimle birlikte bahçeyi dolaştık. Kim bilir bu topraklara kimler geldi, kimler gitti… Ne mutluluklar ne hüzünler yaşandı.

Sahi hüzün demişken sizlere önceki yazılarımdan birinde Şükrü Erbaş’tan bahsetmiştim. Şiirleri oldukça hüzünlüydü. Bugün çok etkileyici bir şiir kitabını okuyup bitirdim. Yine kalbe dokunan şiirler yazmış.

Bana göre şiir yaşanmışlık ve kabiliyet gerektirir. Ne kadar zorlu yollardan geçtiyseniz o kadar kalbe dokunur dizeleriniz. O dizeler okudukça insanın ruhuna işlenir.

Ara sıra şiir yazıyorum, bu şiirleri hocalarıma okutturuyor, doğrusunun nasıl olması gerektiğini öğreniyorum. Henüz kendimi bir şair olarak kabul edemem ama sizlere şiirlerimdeki bazı dizeleri daha sonra paylaşabilirim.

Bugün ata topraklarımı izlerken dinlediğim bir parça karşımda duran manzarayla bütünleşiyor gibiydi. Dinlemeniz için yukarıya bırakacağım.

Kardeşimle bahçenin başladığı yere tren raylarının önüne geldik. Bu raylardan geçen trenleri düşündüm. Arkasında sevdiklerini bırakıp trene binenleri ya da birilerine kavuşmak umuduyla trene binenleri düşündüm. İnsanın içinde oluşan hüzünle karışık mutluluğu içimde hissetmeye çalıştım.

Her tren bir yolculuğun başlangıcıdır. Bu yolculuğun seyrini belirleyenler ise bizleriz. Hiç bilmediğimiz bir vagonda hiç tanımadığımız insanlarla tanıdık veya tanımadık topraklardan geçerek giden yolcularız.

Hayat bir tren yolculuğu gibi başlar sonunu ise yolculukta sergilediğimiz tutum ve davranış belirler. İyi ya da kötü olması ise bize bağlıdır.

Güneş yavaş yavaş batmaya başladı. Etrafı önce sarılar, sonra turuncular en sonunda da kırmızılar kapladı.

Acaba gelecekte bu topraklar nasıl olacak, merak ediyorum. Şairin gelecek hakkında yazdığı şiirinin dizeleri sanki benim sorumu yanıtlıyor gibi. Ne diyor şair:

“Metalin baş dönmesi

Sonsuz çarşılar

Kırk kimlikli yalnızlık

Eşyaların ıslığı

Pervane arzular

Ödünç sevinç

Hükümsüz özgürlük

Kan pıhtısı gövde

Hızın hatırası

Bir günlük gelecekler…

 

Işık burcum

Bir Karac’oğlan ıssızlığı ağzımda

Plastik zamanlara şiirler söylüyorum.”

 

 

 

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….