3 Haziran 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Almanya’da Bir “Karnival”

 

Siz de düşünüyor musunuz salgından önce hayatınız nasıldı diye?

Ben düşünüyorum.

Biliyorsunuz Almanya’dayım bir süredir. Ekim ayının ilk günlerinde buraya taşındım ve geldiğim günden beri çevremdeki bütün Almanlar  sürekli “karnival” diye bir olaydan bahsediyorlardı. Aylarca ne olduğunu bir türlü anlayamadım. Çok ülke ziyaret ettim, bazılarında aylarca yaşadım ama daha önce hiçbir yerde böyle bir gelenek görmedim.

Polonya’da Tombul Perşembe (Fat Thursday) gördüm mesela. Ponçki diye dünyanın en yağlı, şekerli ve dolayısıyla tabi ki lezzetli tatlıları için gün ilan etmişler. Şahane değil mi?

İngiltere’deyken Aziz Patrik Günü’nü (St Patricks Day) gördüm. Herkesin yemyeşil giyinip zil zurna sarhoş olup eğlendiği bir festival.

Türkiye’de zaten her bir düğünümüz festival gibi, bayramlarımız ona keza.

Ama Almanya’ya geldiğimden beri bu karnivalın ne olduğunu bir türlü anlayamamıştım. Ta ki kendi gözlerimle görene kadar.

 

Karnival… Yaklaşık bir hafta sürse de Almanlara göre “beşinci mevsim”.

Dedelerle torunların, taze üniversiteli gençlerin, ailelerin, bekarların herkesin bir biçimde bir yerinden dahil olduğu günler süren şehirce partiledikleri bir festival düşünün. Bu karnival günlerinde sokakta yürürken evlerden yükselen müzik seslerini duyabilir, cadde üzerinde dans edenlere denk gelebilirsiniz. Markette kasa sırasında önünüzde Ninja Kaplumbağa ya da Kızılderili kostümlü birini görürseniz şaşırmamayı öğrenirsiniz. Çünkü karnivalin en önemli parçası kostümünüzdür. Karnivali bu kadar cazip kılan her yıl bir kez olsun başka bir “şey” olma hakkınızın olması bence.

Karnival haftasının en önemli günlerinden biri de Gül Pazartesi (Rose Monday). Ana caddelerde kilometrelerce uzunlukta bir geçit töreni düzenleniyor. Farklı karnival topluluklarını temsil eden büyük ve renkli otobüslerden insanların üzerine milyonlarca şekerleme, çikolata, jelibon fırlatılıyor.

Karnival kelimesinin kökü de bir o kadar ilginç. Karnival “carne vale”den geliyor. “Farewell to meat!” yani “Ete veda!” demek. Günümüzdeki kutlanışına bakacak olursak hiç alakası kalmamış olsa da karnivalin kökeni de son derece dini aslında. Oruç dönemi başlamadan önceki “cozutma” zamanı. Hatta öyle ki karnival boyunca işlenen bütün günahların faili olarak da karnivalin sonunda Nubbel isimli kuklayı yakmak gibi bir adetleri var. Böyle bakınca aslında karnivaldeki birçok öğe çok da anlamlı geliyor.

Karantinadan, salgından bihaber böyleydi benim “önce” günlerim. Malum hayatlarımız artık salgın öncesi sonrası diye ikiye ayrıldı. Bu günler geçtikten sonra da hepimizi en az karnival kadar eğlenceli günler bekler umarım.

The following two tabs change content below.

Sufistike

esra@sitemder.org

Latest posts by Sufistike (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….