PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

5 Aralık 2022

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

18-6 Diyetiyle Nasıl Kilo Veriyorum :)

İtiraf etmeliyim ki, kendime uygun bir motivasyon faktörü bulamasaydım asla başaramazdım… Altı hafta içinde, sağlıklı biçimde ve formdan düşmeden beş kilodan kurtuldum.

Yazılanlara göre tip1 diyabet hastası değilseniz ve aritmi, anemi gibi bir sağlık sorununuz yoksa ve fazla “yükleriniz” varsa, siz de bu 18-6 diyetiyle kurtulabilirsiniz.

Bu aslında bence bir diyet programı değil, yaşam biçimi… Benim gibi kalori-miktar kısıtlamalarına gelemeyenler için ideal bir yöntem.

Pek çok internet sayfasında konu ile ilgili bilgiyi bulabilir ve sonuçları görüp küçük dilinizi yutabilirsiniz… ama hepsine de inanmayın 🙂

Adı “Aralıklı oruç” ya da 16-8 diyeti olarak geçiyor… siz bedeninize ve tahammül sınırınıza göre saatlerinizi ayarlayabilirsiniz. Ben 18-6 olarak uyguluyorum.

Kısaca özetlersek, 18 saat aç kalıp 6 saat dilediğinizi, dilediğiniz miktarda yediğiniz, özel menüler hazırlamak için yorulmadığınız tam benlik harika bir sistem.

Ama işin püf noktası “motivasyon”!

Böyle çaktırmadan yavaş yavaş kilo vererek gardrobumda altı yedi senedir kullanamadığım giysilerin içine girmeye başladım. :)))) Ama yavaş yavaş… öyle tuzu, yağı, karbonhidratı keserek bardak bardak su içerek değil… yavaş yavaş.

Mesela iki ayda kendini paralayarak 10-15 kilo vermek hiç bana göre değil… zaten canım çok tatlıdır, kıyamam kendime… öyle zorlamalara gelemem.

İlk ay genellikle beden ağırlığınızın yüzde yedisine denk gelen üç-dört kiloyu kolayca veriyorsunuz…  ama sonra fazla kilolarınızın miktarına bağlı olarak yavaşlıyorsunuz ve bir düzlüğe geliyorsunuz… buna “plato” diyorlar. Üç haftadır böyle bir düzlükteydim. Bir gram aşağı inmiyordum! Haftalarca da aylarca da sürebileceğini okumuştum… ama benim acelem yoktu. Tek derdim düşünme yetimin yavaşlamaması ve halsiz düşmemekti… Çünkü vaktiyle bir salatalık diyeti uygulamış ve günde yediğim bir kilo salatalık yüzünden ot gibi bir beyne sahip olmuş bitkiye dönmüştüm!!!

Ama zafer piyadenin süngüsünün ucundaymış! Bu sabah kırdım şeytanın ayağını! Yeniden inmeye başladı baskül.

Zafer yakın!!! Yakın!

Biliyorum ki bu savaş alanında yenildiğini kabul etmeden savaş bitmiyor… devam!

Dilediğimi yiyorum ve kilo veriyorum… harika değil mi? Tek sorun açlık saatlerini nasıl çok aç hissetmeden atlatacağım…

Bunun da çözümünü buldum, duş alıyorum. Tavsiye ederim, dişinizi fırçalayıp duş alın, iki üç saat tok hissedeceksiniz. 🙂

Kimse benden eski kaşarlı dürümlerimi, bol tereyağlı omletlerimi, salçalı gulaşlarımı, pirinç pilavlarımı alamaz artık!!!

Tatlıyla aramın pek olmaması ve çikolata düşkünlüğümün olmayışı çok işime yaradı… ben tuz severim. Bu da diyetisyenlerin hemen kesmenizi istedikleri bir şey olduğundan asla diyetisyene filan gitmem… verdikleri kullanışsız listeleri, ölçülerini sevmiyorum. Ayrıca her kim ki çevremde diyetisyenle zayıflıyorsa, verdiğini iki sene içinde fazlasıyla geri alıyor…

Ben öyle değilim… bu kafa bana uymaz.

Hiç bir zaman abullabut bir şişmanlığım olmadı… çok hareketliyim. 42 bedenin üzerine hiç çıkmadım.

Bahçe işleri de yeterince idman yaptırıyor ve eğilip kalkmak, ağır saksıları bir içeri bir dışarı taşımak, spor salonu görevi görüyor.

Bu nedenle ayrıca yürüyüş-spor da yapmıyorum… ama evde müzik açıp dans ediyorum:)

Bu benim çok eskiden beri süregelen bir alışkanlığım… yemekten bir saat sonra ortalığı topladıktan sonra dans ederim… dans ederken hayal kurar, aklımdan hikayeler yazarım… hikayeler kağıda dökülmek için genellikle gece yarısını ya da sabahı beklerler.

Aslında bulaşık yıkarken de son derece üretkenimdir 😀 mutluluk verici çok şeyler üretirim ama her ev işinde durum böyle değildir tabi!

Ütü yaparken yanıma yanaşmayın mesela!!! Kafamı bozan insanlar, gözümün önünde silsile halinde resmi geçit yapıyorlar ütü yaparken!!!

Kırışıklıkları düzleştirirken ağzımdan neler çıkıyor neler!

Neyse oralara girmeyelim.

Ne diyorduk?

Kilo veriyorduk değil mi? 😀

İncelip eski sevdiğimiz elbiselerin içine yeniden sığıp mutlu oluyorduk… hem de bize o elbiseleri sevdiren mutlu anları da yeniden üzerimize geçiriyor, daha güçleniyor ve daha güzelleşiyorduk değil mi?

Ütü de nereden çıktı!!!

Platoya gelmiştik… Kilolar aşağı inmiyordu…

Bu durumda hemcinslerime korse giymelerini tavsiye ediyorum. Bellerine ayrıca kalın ve sıkı bir kemer takarlarsa daha da iyi olur… Sabah ilk iş, savaşa gider gibi zırhınızı giymenizi tavsiye ederim… Kesinlikle faydasını göreceksiniz… inanın bana…

Derin derin soluklar alın… kısa kısa değil… durumu idare edecek kadar değil… gerçekten yaşayacak kadar!

Haydi cenge!

 

 

Yazar Hakkında

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)