SitemDer

karanlık sularda güneş olmak

13 Haziran 2009

Pamuk Prenses’in hikâyesini hatırlayan var mı?

Bir elma var hatırladığımız, başka?

Yedi cüceler, cam tabut, öpücük, üvey anne, üvey annenin aynası, kılıbık kral falan…

Bu masallar, destanlar sembollerle doludur. Bilge teyzeler, nineler, yatağa gitmek istemeyen veletler masal masal diye pazarlığa başladıklarında, hemencecik o anda hayatlarından semboller yoluyla uyarlamalar yaparak masal üretirler. Her gece, her gece masal yetiştirmek zor tabi. Kadının arkasında bir kalem ekibi yok çünkü!

Şimdi kadıncaazın anlattığı prenses muhtemelen onun genç kızlığıdır. Kral da babasıdır zaten kafadan.

Üvey anne de üvey annedir işte…

Kızlara ev dar edilince ne yapar garibanlar? İlk buldukları adamla evlenirler, ya elle günle ya kaçarak. Ama nasıl bir gidiş olursa olsun genellikle kaçarcasına bir gidiştir bu…

(Mesaj: Bırakın kızlar evlerinde prenses olsunlar. Kovsanız da gitmeyecek kadar sevsinler evlerini. Öyle bir rahat etsinler ki, o rahatı hiçbir yerde bulamayacaklarını sansınlar. Böylece de “kız almak” o kadar da kolay olmasın her isteyene.)

Gariban Prenses’e evi dar edilmiş ve uzaklaştırılmıştır işte bir şekilde. Ormanda (ki orman genellikle “hayat”ı temsil eder. Bkz. Hansel ve Gratel, bkz. Kırmızı Başlıklı Kız vs.) yolunu kaybeder ve kapısı açıkbulduğu bir eve atar kapağı.

Kızcağız o evde bir sürü, kendine bakmaktan aciz adamcığa bakmak zorunda kalır.

(Tabir : Amcasının evine falan gönderilip hizmetçilik yaptırılan yetim kız çocuk… Ya da kendini tedavi etmek için, mayası iyi bütün yaralı insanların yaptığı gibi “hizmet”e adama hali… )

Zavallı kız kaçıp saklandığı o yerde bile üvey anne belasından kurtulamaz. Kadın ona iyilik ediyor görüntüsü altında kızı ha bire zehirler durur. Pamukçuk, bir yırtar iki yırtar ama üçüncü de dirilemez. Zehirli elma kursağında kalır.

Nedense hiç ölü gibi değildir. Cüceler de kıyamaz ona. Cam bir tabuta koyup “yüksek bir tepenin en tepesine” yerleştirirler.

Dışardan bakanların yaşadığını sanacakları gibi..

“Hay”ata gözleri kapalı.

Allah bu ya, şerleri hayra çevirir. Oradan geçmekte olan iyi kalpli yakışıklı bir prens ( ki kendisi bildiğimiz kadarıyla sadece masallarda, dizilerde falan gezinen bir ağbimizdir, henüz bi görmüşlüğümüz falan yok ) “yaşayan ölü” prensesi görür.

Şad* ederek irşad* eder.

Uyandırır.

Son iyi insanın Son Mohikan’la birlikte tarih olduğuna artık iyice inanmış, yüreği hiç taşlaşamamış Pamuk Prenses’e kendi ruhundan bir “hay” nefes ikram eder.

Onlar erer mi dersiniz muratlarına?

 

*Şad: Mutlu

*İrşad: Uyandırmak (reşit:uyanmış)

 

Okunma: 26 Kez

The following two tabs change content below.

Defne ILGAZ

Sanatçı-Akademisyen at Defne Ilgaz
Bir ayçiçeği güneşte tek başına

Latest posts by Defne ILGAZ (see all)

Yine… Yeniden… sitemder….