SitemDer

karanlık sularda güneş olmak

Fener maçı vardı dün. Takım tuttuğumdan değil, trafikte saatler geçirmeme sebep olduğu için iyi biliyorum. Hiç ilgilenmesem de futbol terimlerini de aşağı yukarı bilirim. Kulak dolgunluğundan o da. Ne de olsa bizim evde, iç içe geçmiş bir çift çorapla bile, evin ortasında top oynayabilen tam üç tane erkek var.

O yüzden daha bunun gibi erkeklerin çoook tuhaf karşılanabilecek bir sürü haline çoktaaan alıştım ben.

Çünkü erkek nüfusu yoğun olan bir evde yaşayan bir kadın genelde çetin imtihanlara göğüs germek zorunda kalır. Mesela tamamen kendisini bağlayan çok kişisel bir karar aldığında bile bir çok erkeği buna ikna etmek zorundadır.

Sonra kendince stratejiler geliştirmeye başlar. Mesela bazen karşısındaki erkeğe ipler onun elindeymiş gibi davranır ama bunu yaparken ikiyüzlülük hissine kapılmak şöyle dursun, durumdan acayip eğlenir. Çünkü erkeklerin doğdukları günden beri şişirilmiş egolarının nasıl esiri olduğunu ve bu konuda ne çabuk oyuna gelebildiklerini iyi bilir. N’apsın yani? Evdekilerle baş edebilmek adına erkenden bunu öğrenmek zorunda kalmıştır.

Bu arada Feminist Kuram’ının çıkış noktasını daha iyi anlamaya başlar, hatta feminizme karşı dayanılmaz bir sempati duyar. Çünkü en sevdiği insanlar olsalar da bu erkeklere tahammül etmek gerçekten zordur.

Az önce son perdesini okuduğum Eugene O’Neill’in “Günden Geceye” olarak çevrilen “Long Day’s Journey Into the Night” oyununu düşünüyorum da:

Zengin bir aileden gelen Mary’nin kolejde okurkenki hayali iyi bir piyanist ya da rahibe olmaktır ama genç ve yakışıklı aktör James Tyrone’a aşık olup onunla evlenerek hayal ettiğinden çok başka bir hayatı seçmiş olur: Tiyatro turneleri yüzünden ucuz otel odalarında geçen bir hayatı!

Sonraki yıllarda iki de oğlu olur. Mary’nin akıbetine geçelim hemen. Kadıncağız ikinci oğlunu da doğurduktan sonra morfinman olur. Oyun hakkında benim ve eleştirmenlerin ortak yorumu şöyledir: Mary’i eşi de oğulları da gerçekten anlayamamıştır ve kadın hayatı boyunca muazzam bir duygusal yalnızlık içindedir.

Ben şanslıyım ama… Babacım ve aslında çok sevdiğim erkek kardeşlerimin sayesinde erkek cinsinin tuhaflıklarıyla baş etme konusunda epey idmanlıyım. Bütün bunlar aslında annemin kıymetini çok daha iyi anlamamı sağladı.

Hissettiklerime ortak olabildiği için, beni kendinden bile öncelediği için, desteğini hiçbir zaman eksik etmediği için, en önemlisi de “Beni anlamıyolaaaar!” demeye başladığım her seferinde, anlayışını benden esirgemediği için…

Değeri ölçülemeyen şeylerin gönül borcu nasıl ödenir bilmem ki? Elimden gelen kuru bir teşekkürden fazlası olmayacak yine. Ama onu çooook sevdiğimi biliyor.

Eeesi; canım annemin ve bütün annelerin anneler günü kutlu olsun.

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
beyza@sitemder.org

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)

Yine… Yeniden… sitemder….