SitemDer

karanlık sularda güneş olmak

Hayatın hengamesine kapılıp giderken, yaşanan güzel anların unutulup yok olmasından korkarım bazen. O yüzden ilerde hatırlamak isteyeceğimi bildiğim anıları somut bir nesneyle ilişkilendirmeye çalıştığım olur. O andan yanıma kalan cansız da olsa dokunabildiğim ve görebildiğim bir şahidim olsun diye.

Eşya koleksiyonumdan değil, anı koleksiyonumdan bahsediyorum yani. Bu bazen bir fotoğraf karesi, bazen küçük bir istiridye kabuğu, kurumuş bir yaprak, bazen bir kitap olur. Ya da bir şarkı seçip unutmak istemediğim o anıyı düşünürken tekrar tekrar dinlerim ki, onu yeniden yaşamak istediğimde o şarkı bana hatırlatsın diye.

Ama benim biriktirmeyi en çok sevdiğim şey; o an neler hissettiğimi not etmek için çıkarıp yazdığım kağıt parçalarım. Mutluluğun suya yazılan bir yazı gibi dağılıp yok olmasını istemediğim için özellikle yazmak istiyorum belki de.

Yazıp yazıp, ne yazdığımı ve nereye koyduğumu unutuverdiğim, sonra defterlerimin arasında, çantamın içinde ya da cebimde bulduğumda küçük sandığımın içine doldurduğum ve açıp okuduğum zaman tazelediği düşüncelerle mutlu olduğum renk renk, irili ufaklı kağıt parçalarım.

Belki nesnelerden çok daha kalıcı oldukları için, belki kelimeler bir bakıma benimle konuşabildiği için ya da o hatırayı ölümsüzleştirdiğine inandığım için, onlar koleksiyonumun en değerli parçaları.

Sanırım bu hem neden edebiyatı seçtiğimi hem de “ölümsüzlük kaygısı” gibi küçük çaplı bir mesleki deformasyona uğradığımı açıklıyor. Yazarların yaptığı da eserleriyle ebediyete ulaşmaya çalışmak değil mi?

Cristina Rosetti’nin “Song” şiirinde:

“Ben öldüğümde unutur musun hatırlar mısın bilmiyorum ama benim için yas tutma, başucuma selvi ağacı da, gül de dikme. Zaten onun gölgesini de göremeyeceğim, yağmuru da hissedemeyeceğim… Hatırlar mıyım unutur muyum bilmiyorum ama ben sonsuz karanlığımda düş kuruyor olacağım…”

Dediği gibi. Bu şiir Rossetti’nin anımsamak ve anımsanmaya dair yazdığı notlardan biri olmalı. Belki de sadece o anda hissettiklerini ölümsüzleştirmek için yazdığı ve sonra da unuttuğu birkaç satırdı bunlar. Asırlar sonra bile okunuyor olacaklarını düşünmeden.

Şimdi benim bu yazdıklarım da nerede sonlanacağı henüz bilinmeyen bir zaman yolculuğuna çıkıyor ve okundukları sürece ilerlemeye devam edecekler. Kaç zaman ilerler kim bilebilir…

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
beyza@sitemder.org

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)

Yine… Yeniden… sitemder….